Din ve ruh sağlığı arasında aracı bir diğer faktör çevredir. Kimi insanlar manevî ifade yollarını tabiatın içinde bulurken, kimileri de cami, kilise vb. özel dinî yapı ve mimarilerde teselli bulmaktadır. Mimarinin manevî etkisi, dinî yapıların diline yansımış durumdadır. Pek çok tapınak, sinagog ve kilisede sadece ilahî otoriteye sahip din adamlarının girebildiği “kutsalın kutsalı” bölümlerin yer alması bunun örneği olarak verilebilir. Aslında pek çok dinî yapının dizaynı sembolizm yüklüdür. Yapının boyutu da güçlü bir etki bırakabilmektedir. Dinî mimarinin terapötik etkisi denebilecek bir
269 Juliana Van Olphen vd, “Religious Involvement, Social Support,and Health Among African- American Women on the East Side of Detroit”, Journal of General Intern Medicine, C. 18, 2003, s.
549- 557.
270 Seybold- Hill, agm, s. 21- 24; David- Susan Larson, “Spirituality’s Potential Relevance to Physical and Emotional Health: A Brief Review of Quantitative Research”, Journal of Psychology and Theology, C. 31, S. 1, 1998, s. 9- 38.
şekilde pek çok durumda bazı kişiler bu yapı ve alanların heybeti karşısında kendi önemsizliklerini hissederken, paradoksal bir biçimde kendilerini daha büyük, muhteşem ya da “bağlantı halinde” hissedebilmektedir. Nitekim bu durum tarih boyunca sanat, müzik, doğa gibi araçlarla ifade edile gelmiştir.271
271 J. A. Meis, “A Haven for the Spirit, A Well- Designed Chapel Can Improve Nursing Home Residents’ Spiritual and Psychological Health, Health Programme, C. 72, S. 5, 1991, s. 56- 59;
Catholic Culture Organization, 2006, Ten Theses on a Church Door, http://www.catholicculture.org.
II.BÖLÜM
YÖNTEM
YÖNTEM
Dindarlık ve ruh sağlığı arasındaki ilişkinin incelendiği bu araştırmada survey metodu ve anket tekniği kullanılmıştır. Deneklerin dindarlık düzeyini ölçmek için Uysal (1995) tarafından geliştirilen Dindarlık Ölçeği’nden faydalanılmıştır.1 Ruh sağlığı
“psikolojik rahatsızlık belirtileri olmayışı” şeklinde tanımlandığından, bu tanımdan hareketle orijinal formu Derogatis (1992) tarafından geliştirilen 90 maddelik SCL-90-R (Symptom Check List Revised- Belirti Tarama Listesi) adlı ölçekten elde edilen, Türkiye uyarlaması Şahin ve Durak (1994) tarafından yapılan2 53 maddelik Kısa Semptom Envanteri – KSE (Brief Symptom Inventory- BSI) uygulanmıştır.3
Yöntem bölümünde sırasıyla; araştırma modeli, evren ve örneklem, araştırmaya katılanlar ve nitelikleri, ölçme araçları, verilerin istatistiksel analiziyle ilgili bilgiler yer almaktadır.
1. ARAŞTIRMA MODELİ
Bir araştırmanın modeli, araştırmanın konusunu tayinden sonuçların sunulmasına kadar geçen faaliyetleri (konu, amaç, metod ve teknikler, sonuç) kapsayan süreçtir.4 Araştırma için tarama modelinin seçilmesinin nedeni, bu model geçmişte ya da halen varolan bir durumu varolduğu şekliyle betimlemeyi amaçlayan bir araştırma yaklaşımı olduğundan5 ve bu araştırmanın konusu açısından deneme modeline göre daha pratik, ekonomik bulunduğundan, fakat en önemlisi araştırmaya çalıştığımız iki ana değişkenimiz (dindarlık düzeyi ve ruhsal rahatsızlık belirti düzeyleri) arasında neden-sonuç ilişkisi kurmak henüz çok mümkün görünmediğinden, bu araştırmanın modeli tarama modeli olarak seçilmiş olup, metod olarak bahsedilen gerekçenin de etkisiyle iki değişken arasındaki birlikte değişimin varlığını ve/veya derecesini belirleme maksadıyla ilişkisel tarama modeli üzerinde karar kılınmıştır. Araştırmamızda ilişkisel tarama
1 Veysel Uysal, “İslamî Dindarlık Ölçeği Üzerine Bir Pilot Çalışma”, İslamî Araştırmalar, VIII, S. 3-4, İstanbul 1995, s. 263- 271.
2 N. Hisli Şahin- A. Durak, “Kısa Semptom Envanteri: Türk Gençleri İçin Uyarlanması”, Türk Psikoloji Dergisi, 9 (31), 1994, s. 44-56.
3 Necla Öner, Türkiye’de Kullanılan Psikolojik Testlerden Örnekler, Boğaziçi Üniversitesi Yayınevi, İstanbul, C. 2, s. 731- 734.
4 Zeki Arslantürk, Sosyal Bilimler İçin Araştırma Metot ve Teknikleri, 6. Baskı, Çamlıca Yayınları, İstanbul 2004, s. 38.
5 Niyazi Karasar, Bilimsel Araştırma Yöntemi, 4. Basım, Sanem Matbaacılık, Ankara 1991, s. 77.
modeline uygun olarak; bazı bağımsız değişkenler (demografik özellikler) ve sırasıyla dindarlık düzeyi, ruhsal rahatsızlık belirti düzeyleri arasındaki ilişkilerin yanı sıra;
dindarlık düzeyi ile ruhsal rahatsızlık belirti düzeyleri arasındaki ilişkiler verilecektir.
Araştırma modeli şu şekilde sunulabilir:
Şekil- 4: Araştırma Modeli 2. EVREN ve ÖRNEKLEM
Araştırmanın evreni, tamamına yakını İstanbul’da yaşayan 336 kişi üzerinde yapılan bir anket uygulamasıyla sınırlıdır. Araştırma örneklemi coğrafi bölge olarak Marmara bölgesi, özellikle de İstanbul merkezli olup, bilgi toplama ve ölçme teknikleri, kota örneklemesi ile oluşturulmuş kategorik birimlere tesadüfi örnekleme uygulanmıştır. Deneklerin yaş aralığı 18-72 yaş olup, bu kadar geniş yaş aralığındaki deneklere ulaşılmak istenmesinin sebebi; gençlik, yetişkinlik, orta yaşlılık ve ihtiyarlık olmak üzere değişik gelişim dönemlerinden kişileri karşılaştırma imkanı bulunmak istenmesidir.
Demografik Özellikler Cinsiyet,
Yaş,
Öznel Gelir Algısı Sosyal Çevre, Medeni Durum Tahsil Durumu Öznel Dindarlık Algısı Sıkıntı Yaşama Durumu Sıkıntından Etkilenme Düzeyi
Dindarlık
Ruh Sağlığı
3. ARAŞTIRMAYA KATILANLAR ve NİTELİKLERİ
Veriler, Ocak 2007- Mayıs 2007 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın örneklemini oluşturan bu kişilerin demografik özelliklerine ilişkin dağılımları incelenmiş ve dağılım profilleri tablolar halinde sunulmuştur.
Geri dönen anketlerden örneklemin “cinsiyet, yaş (gelişim dönemi), medenî durum, sosyal çevre (hayatın çoğunluğunun geçtiği yer), tahsil durumu, öznel gelir algısı, meslek değişkenlerine göre dağılımları; ruh sağlığı uzmanına başvuru durumları, teşhis-tanı alma durumları, teşhis türüne gore durumları, sıkıntı yaşama, sıkıntı türü ve sıkıntıdan etkilenme derecelerine (olgusal durumlara) ilişkin veriler aşağıdaki tablolarda yer almaktadır.
Araştırmanın örneklemini oluşturan deneklerin demografik özelliklere göre dağılımı ve bunların sayıları ve yüzdelerini gösteren tablolar şu şekildedir:
Tablo 2: Deneklerin Cinsiyete Göre Dağılımı Cinsiyet Sayı (N) Yüzde (%)
Erkek 124 36,9
Bayan 212 63,1
Toplam 336 100
Anketlere verilen cevaplara göre belirlenen cinsiyet dağılımı incelendiğinde kadınların (%63.1) erkeklerden (%36.9) daha fazla olduğu ortaya çıkmıştır.
Tablo 3: Deneklerin Yaşlara Göre Dağılımı Yaş Grupları Sayı (N) Yüzde (%)
Gençlik (18-25 yaş) 67 % 20,4
Yetişkinlik (26-40 yaş) 191 % 58,2
Orta yaşlılık (41-55 yaş) 59 %18
İhtiyarlık (56 yaş ve üstü) 11 % 3,4
Toplam 328 %100
Tablo 3’e göre deneklerden 8 tanesi yaşını belirtmemiştir. Geriye kalan 328 kişinin yaş dağılım aralığı en küçük 18 yaş (5 kişi) ile en büyük 72 yaş (1 kişi) arasında değişmektedir. Deneklerin yaş ortalaması 34’tür. Gruplar arası karşılaştırmalar için
denekler 4 yaş grubu içinde toplanmıştır. Bu yaş gruplarının dağılımına göre örneklemin %20,4’ü “gençlik” (18-25 yaş), %58,2’si “yetişkinlik” (26- 40 yaş), %18’i
“orta yaşlılık” (41-55 yaş) ve %3,4’ü “ihtiyarlık” (56 yaş ve üstü) dönemlerine girmektedir. Sayıca en fazla denek, (191 kişi) 26- 40 yaş grubunda yer almaktadır.
Tablo 4: Deneklerin Medeni Duruma Göre Dağılımı
Medeni Durum Sayı (N) Yüzde (%)
Bekar 90 %26,9
Evli 230 %68,7
Boşanmış 11 %3,3
Dul 3 %0,9
Diğer 1 %0,3
Toplam 335 100
Tablo 4’teki verilere göre, deneklerden 1 kişi medeni durumunu belirtmemiştir.
Medeni durum bakımından örneklemin %26,9’u “bekar”, %68,7’si “evli”, %3,3’ü boşanmış, %0,9’u “dul”dur. Gruplar arası karşılaştırmalarda denekler medeni durum açısından “evli” ve “bekar” olmak üzere iki grupta kıyaslanmıştır.
Tablo 5: Deneklerin Sosyal Çevreye Göre Dağılımı Sosyal Çevre Sayı (N) Yüzde (%)
Köy 18 %5,4
İlçe 51 %15,2
İl 267 %79,5
Toplam 336 %100
Tablo 5’teki verilere göre, deneklerin %5,4’ü hayatlarının büyük çoğunluğunu
“köy”de, %15,2’si “ilçe”de, %79,5’i “il”de geçirmiştir. Görüldüğü üzere deneklerin büyük çoğunluğu “il”den gelmektedir.
Tablo 6: Deneklerin Tahsil Durumuna Göre Dağılımı Tahsil Durumu Sayı (N) Yüzde (%)
İlkokul 75 %22,3
Ortaokul 45 %13,4
Lise ve Dengi Okul 96 %28,6
Y.okul- Üniversite 120 %35,7
Toplam 336 100
Tablo 6’dan da anlaşılacağı üzere, deneklerin %35,7’si yüksek okul-üniversite,
%28,6’sı lise ve dengi okul, %22,3’ü ilkokul, %13,4’ü ortaokul mezunudur.
Tablo 7: Deneklerin Öznel Gelir Algısına Göre Dağılımı Öznel Gelir Algısı Sayı (N) Yüzde (%)
buna göre öznel gelir algısı bakımından örneklemin yarısından çoğu yani %54’ü kendini orta gelir grubuna mensup görürken; %34,3’ü gelir algısını “iyi”, %9,6’sı “düşük”,
%2,1’i ise “çok iyi” olarak nitelendirmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalar için “iyi” ve
“çok iyi” grubu birleştirilerek; “iyi”, “orta” ve “düşük” gelir grubu olmak üzere toplam üç grup üzerinden analizler yapılmıştır.
sorusunu cevaplamamıştır. Deneklerin %30’u ev hanımı iken, %17,8’i eğitim-öğretim sektöründe çalışmakta, %12,3’ü işçi-hizmetli başlığı altında hayatını kazanmakta,
%10,2’si serbest meslekle iştigal etmekte, %5,1’i memur kadrosunda bulunmaktadır.
Deneklerin %5,4’ü öğrenci, %4,5’i emeklidir. Diğer meslek grupları sırasıyla
finans-muhasebe %3,3, yönetici %1,2, sağlık çalışanı %0,9, polis ve hukuk %0,3 şeklinde dağılmaktadır. Örneklemin %0,6’sı ise işsiz olduğunu belirtmiştir. Gruplar arası karşılaştırmalarda meslek grubu, “çalışan” ve “çalışmayan” olmak üzere iki ana grupta toplanmıştır.
Tablo 9: Deneklerin Ruh Sağlığı Uzmanına Başvuru Durumuna Göre Dağılımı
Başvuru Durumu Sayı (N) Yüzde (%)
Evet 73 %21,7
Hayır 263 %78,3
Toplam 336 100
Tablo 9’dan da anlaşılacağı üzere deneklerin dörtte üçünden fazlası (%78,3) kendisi için bir ruh sağlığı uzmanına baş vurmadığını ifade ederken; %21,7’si bir ruh sağlığı uzmanına başvurduğunu belirtmiştir.
Tablo 10: Deneklerin Teşhis- Tanı Alma Durumuna Göre Dağılımı Teşhis-Tanı Alma Durumu Sayı (N) Yüzde (%)
Teşhis-Tanı Alan 47 %64,4
Teşhis- Tanı Almayan 26 %35,6
Toplam 73 100
Tablo 10’daki verilere göre kendisi için bir ruh sağlığı uzmanına baş vurduğunu söyleyen deneklerden %64,4’ü teşhis ya da tanı aldığını belirtirken;
%35,6’sı herhangi bir teşhis ya da tanı almadığını belirtmiştir.
Tablo 11: Kendi Beyanları Çerçevesinde Teşhis Türüne Göre Dağılımı Teşhis-Tanı Türü Sayı (N) Yüzde (%)
Depresyon 21 %44,7
Panik Atak 8 %17
PTSD 1 %2,1
Kaygı Bozukluğu 1 %2,1
Cinsel İşlev Bozukluğu 1 %2,1
Sinir Hastalığı 1 %2,1
Gerginlik 1 %2,1
OKB (Obsesif-Kompülsif Bozukluk) 2 %4,3
Distimik Bozukluk 1 %2,1
Diğer 1 %2,1
Hatırlamayan 2 %4,3
Cevapsız 7 %14,9
Toplam 47 100
Tablo 11’deki veriler dikkate alındığında bir ruh sağlığı uzmanına baş vuran deneklerin nerdeyse yarıya yakını (%44,7) Depresyon tanısı aldığını belirtirken, bunu
%17’lik oranla Panik Atak tanısı izlemekte, 2 kişi (%4,3) OKB (Obsesif-Kompülsif Bozukluk) tanısı aldığını ifade ederken, 1’er kişi PTSD (Post- Travmatik Stres Bozukluğu), Kaygı Bozukluğu, Cinsel İşlev Bozukluğu, Distimik Bozukluk teşhisi aldığını belirtmektedir. Cevapsız bırakanların %7’lik gibi bir oranı kapsadığı da dikkatten kaçmamaktadır. Gruplar arası karşılaştırma yapmak için teşhis türleri,
“depresyon”, “kaygı bozukluğu” ve “diğer” olmak üzere üç grupta toplanmıştır.
Tablo 12: Deneklerin Sıkıntı Yaşama Durumuna Göre Dağılımı Sıkıntı Yaşama Durumu Sayı (N) Yüzde (%)
Sıkıntı Yaşayan 192 %58,4
Sıkıntı Yaşamayan 137 %41,6
Toplam 329 100
Tablo 12’ye göre, “Son zamanlarda kendinizde ya da yakın çevrenizde ciddi bir sıkıntı yaşadınız mı?” sorusuna 7 denek (%2,1) cevap vermezken, bu soruyu cevaplayanların yarısından çoğu (%58,4) sıkıntı yaşadığını belirtirken, %41,6’sı sıkıntı yaşamadığını ifade etmiştir.
Tablo 13: Deneklerin Sıkıntı Türüne Göre Dağılımı Sıkıntı Türü Sayı (N) Yüzde (%)
Maddi- Ekonomik Kriz 51 %21,1
Ciddi Hastalık 31 %12,9
Yakın Birinin Vefatı 59 %24,5
Ağır Kaza- Yaralanma 11 %4,6
Ruhsal Sıkıntı 60 %24,9
Diğer 29 %12
Toplam 241 100
Tablo 13’te yer alan verilere göre, denekler sıkıntı türünde en çok “ruhsal sıkıntı” ve “yakın birinin vefat”ı şıkkını işaretlemişlerdir. Üçüncü sırada “maddi, ekonomik kriz” gelmektedir.
Bu tablodaki veriler değerlendirilirken deneklerin birden çok sıkıntı türünü işaretlemiş olabilecekleri, yüzde hesabının toplam işaretlenen sıkıntı türü üzerinden yapıldığı unutulmamalıdır.
Tablo 14: Deneklerin Sıkıntıdan Etkilenme Derecesine Göre Dağılımı Sıkıntıdan Etkilenme Derecesi Sayı (N) Yüzde (%)
Hiç 2 %1
Çok az 8 %4,2
Orta Derecede 57 %29,8
Oldukça Fazla 85 %44,5
İleri Derecede 39 %20,4
Toplam 191 100
Tablo 14’teki verilere göre, “Yaşadığınız sıkıntının sizi etkileme derecesi”
sorusunu 191 denek (%56,8) cevaplamıştır. Buna göre bu soruya cevap veren deneklerin yarıya yakını (%44,5) “oldukça fazla” etkilendiğini, %29,8’i “orta derecede”
etkilendiğini, yaklaşık beşte biri (%20,4) “ileri derecede” etkilendiğini belirtirken;
%4,2’si “çok az” etkilendiğini, %1’i ise “hiç” etkilenmediğini ifade etmiştir.
4. VERİ TOPLAMA ARAÇLARI
Araştırmanın amaçlarına uygun olarak veri toplama amacıyla şu araçlar kullanılmıştır: (Bkz. Ekler)
1. Kişisel Bilgi Formu 2. Kısa Semptom Envanteri 3. Dindarlık Ölçeği
4.1. Kişisel Bilgi Formu
Bu form ile deneklerin demografik özellikleri (yaş, cinsiyet, sosyal çevre, tahsil durumu, medeni durum, öznel gelir algısı, meslek), öznel dindarlık algıları, dine verdikleri önem, ruh sağlığı uzmanına başvuru durumları, teşhis ya da tanı alma durumları, sıkıntı yaşama ve etkilenme durumları ile ilgili bilgiler toplanmıştır.
4.2. Kısa Semptom Envanteri (KSE)
Batı’da geliştirilmiş adıyla Brief Symptom Inventory (BSI) (Derogatis, 1992), 90 maddelik SCL- 90 Semptom Belirleme Listesi üzerine temellendirilmiş olup, çeşitli medikal durumlarda psikiyatrik sorunları da yakalamak amacıyla yapılan çalışmalarda
isabetli sonuçları olan, ekonomik bir ölçek olarak değerlendirilmektedir. Ölçek, Şahin ve Durak tarafından Türkçe’ye uyarlanmıştır.6 KSE, çeşitli psikolojik belirtileri taramak için kişinin kendi beyanına dayalı 53 maddeden oluşan, 0-4 arası puanlanan, Likert tipi bir ölçektir. Kişinin o gün dahil son bir hafta içinde, her maddede yer alan belirtinin kendisinde ne kadar bulunduğunu, “Hiç yok”, “Biraz var”, “Orta derecede var”, “Epey var” ve “Çok fazla var” seçenekleri arasından işaretlemesi istenir.7
Ölçek, 9 alt ölçek, ek maddeler ve 3 global indeksten oluşur. Alt ölçeklerin tanımları şöyledir:
1. Somatizasyon: Bu alt ölçekte birtakım bedensel yakınmalar söz konusudur.
Bunların başlıcaları şunlardır: Beden sıcaklığının değişmesi, solunum bozukluğu, nabız dengesizliği, baş ağrıları, mide ile ilgili rahatsızlıklar, kilo değişmesi, egzama vb.
2. Obsesif–Kompülsif Bozukluk: Obsesif-Kompülsif Bozukluk yaşayan kişilerin yakınmaları beş temel kategoride toplanabilir. a)Kontrol etme ritüelleri, b)Temizlik ile ilgili ritüeller, c)Kompülsiyonların eşlik etmediği obsesif düşünceler, d) Obsesif yavaşlık, e) Karma kompülsiyonlar.
3. Kişiler arası Duyarlılık: Kişiler arası duyarlılık alt testi, bireyin kendini başkaları ile karşılaştırdığında, kişisel yetersizlik ve küçüklük duygularına kapılarak kişiler arası ilişkilerinde kendini küçük görmesi, zorluk çekmesi, rahatsızlık hissetmesi gibi olumsuz beklentileri ifade etmektedir.
4. Depresyon: Depresyonun temel karakteristiği, en az iki hafta süreyle yaşanan depresif duygu durumu ya da hemen hemen her şeye ilgisizlik ve bunlara eşlik eden yan belirtilerdir. Yan belirtiler arasında iştah bozulmaları, kilo değişmeleri, uyku bozuklukları, psiko-motor bozuklukları, değersizlik ve suçluluk duyguları, düşünce ve dikkat toplama güçlükleri, tekrar tekrar gelen ölüm ve intihar düşünceleri ya da girişimleri sayılabilir.
5. Anksiyete (kaygı): Gerginlik, huzursuzluğun devamlı ve uzun süreli olması olup, kişi bu huzursuzluğun gerçek sebebini bilmemektedir. Kişinin günlük yaşantısı alt-üst olur.
6 Şahin- Durak, agm, s. 45.
7 Öner, age, s. 731.
6. Hostilite (Öfke ve Düşmanlık): Bu ölçek, kızma, huzursuz olma, karşı koyma, saldırganlık, sinirlilik ve öfke hali gibi özellikleri yansıtır.
7. Fobik Anksiyete: Belirli bir nesne ya da duruma karşı duyulan yoğun korku ile belirlenir. Tehlikenin yoğunluğu, tehlikeli olduğu var sanılan durumla orantısızdır.
8. Paranoid Düşünce: Bu ölçekte yer alan maddeler düşmanlık, şüphe, büyüklük, merkezilik ve yansıtıcı düşünceler, bağımsızlığını kaybetme korkusu, hezeyanlar gibi paranoid davranışları belirler.
9. Psikotizm: Bu boyut insanlardan, ilişkilerden giderek bir soyutlanma meydana gelip, içe kapanma, izole olmak gibi dramatik belirtilere doğru aşamalı bir gidişi göstermektedir.
10. Ek Maddeler: Uyku, iştah bozukluğu ve suçluluk duyguları ile ilgili belirtileri ortaya çıkarmaktadır.
Ancak araştırmamızda, Türkçe uyarlama çalışmasında yapılan faktör analizi sonucu ortaya çıkan beş alt boyut temel alınacaktır. Bunlar, Anksiyete, Somatizasyon, Depresyon, Hostilite ve Olumsuz Benlik alt boyutlarıdır.
Anksiyete Bozukluğu (AB): 45, 46, 43, 47, 38, 31, 28, 42, 32, 13, 36, 49 ve 12.
maddeler,
KSE 45: Dehşet ve panik nöbetleri, KSE 46: Sık sık tartışmaya girmek,
KSE 43: Kalabalıklardan rahatsızlık duymak, KSE 47: Yalnız kalındığında sinirlilik hissetme, KSE 38: Kendini gergin ve tedirgin hissetme,
KSE 31: Sizi korkuttuğu için bazı eşya, yer ya da etkinliklerden uzak kalmaya çalışmak, KSE 28: Otobüs, tren, metro gibi vasıtalarla seyahatlerden korkma,
KSE 42: Diğer insanların yanında iken yanlış bir şey yapmamaya çalışmak, KSE 32: Kafanızın bomboş kalması,
KSE 13: Kontrol edemediğiniz duygu patlamaları, KSE 36: Dikkati bir şey üzerine toplamada güçlük,
KSE 49: Kendini yerinde duramayacak kadar tedirginlik hissetmek, KSE 12: Hiçbir nedeni olmayan ani korkular.
Depresyon (D): 17, 14, 20, 16,19, 39, 25, 37, 35, 18, 27 ve 9. maddeler,
KSE 17: Hüzünlü, kederli hissetme,
KSE 14: Başka insanlarla beraberken bile yalnızlık hissetme, KSE 20: Kolayca incinebilme, kırılma,
KSE 16: Yalnızlık hissetme,
KSE 19: Kendini ağlamaklı hissetme,
KSE 39: Ölme ve ölüm üzerine düşünceler, KSE 25: Uykuya dalmada güçlük,
KSE 37: Bedenin bazı bölgelerinde zayıflık, güçsüzlük hissi, KSE 35: Gelecekle ilgili umutsuzluk duyguları,
KSE 18: Hiçbir şeye ilgi duymamak, KSE 27: Karar vermede güçlükler, KSE 9: Yaşamınıza son verme düşüncesi.
Somatizasyon (S): 8, 2, 7, 33, 29, 30,11, 23. maddeler,
KSE 8: Meydanlık (açık) yerlerden korkma duygusu, KSE 2: Baygınlık, baş dönmesi,
KSE 7: Göğüs (kalp) bölgesinde ağrılar,
KSE 33: Bedeninizin bazı bölgelerinde uyuşmalar, karıncalanmalar, KSE 29: Nefes darlığı, nefessiz kalma,
KSE 30: Sıcak, soğuk basmaları, KSE 5: Olayları hatırlamada güçlük, KSE 11: İştahta bozukluklar, KSE 23: Mide bozukluğu, bulantı.
Hostilite (H): 40, 4, 41, 3, 6, 1 ve 10. maddeler,
KSE 40: Birini dövme, ona zarar verme, yaralama isteği,
KSE 4: Başınıza gelen sıkıntılardan dolayı başkalarının suçlu olduğu duygusu, KSE 41: Bir şeyleri kırma, dökme isteği,
KSE 3: Bir başka kişinin sizin düşüncelerinizi kontrol edeceği fikri, KSE 6: Çok kolayca kızıp, öfkelenme,
KSE 1: İçinizdeki sinirlilik ve titreme hali, KSE 10: İnsanların çoğuna güvenilemeyeceği hissi.
Olumsuz Benlik (OB): 50, 22, 51, 52, 53, 44, 21, 4, 48, 15, 34 ve 26. maddeler.
KSE 50: Kendini değersiz görme duygusu,
KSE 22: Kendini diğer insanlardan daha aşağı görme,
KSE 51: Eğer izin verirseniz insanların sizi sömüreceği duygusu, KSE 52: Suçluluk duyguları,
KSE 53: Aklınızda bir bozukluk olduğu fikri, KSE 44: Başka insanlara hiç yakınlık duymamak,
KSE 21: İnsanların sizi sevmediğine, size kötü davrandığına inanma, KSE 24: Diğer insanların sizi gözlediği ya da hakkınızda konuştuğu duygusu, KSE 48: Başarılarınıza rağmen diğer insanlardan yeterince takdir görmemek, KSE 15: İşleri bitirme konusunda kendini engellenmiş hissetme,
KSE 34: Günahlarınız için cezalandırılmanız gerektiği düşüncesi, KSE 26: Yaptığınız şeyleri tekrar tekrar doğru mu diye kontrol etmek.
Orijinal formun iç tutarlık güvenirlik katsayısı hesaplamalarında dokuz alt ölçek için elde edilen Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları 0,71 ile 0, 85 arasında
değişmektedir. Test-tekrar test güvenirliğinin alt ölçekler için 0,68 ile 0,91 arasında değiştiği bulunmuştur. Ölçüt bağımlılık geçerlilikte, SCL-90 ve MMPI klinik ölçekleriyle uyumluluk sağlanmıştır. Türkçe uyarlamada ise Cronbach Alfa iç tutarlılık katsayıları 0.95 ile 0.96 arasında, test-tekrar test güvenirliği alt ölçekler için 0.55 ile 0.86 arasında bulunmuştur.8
Kısa Semptom Envanteri’nin değerlendirmesinde, yanıtlara 0-4 arasında değişen puanlar verilir. Puan aralığı 0- 212’dir. Buna göre kişinin bu ölçekten alacağı en yüksek puan 4x53=212, en düşük puan ise 0’dır. Toplam puanların yüksekliği, semptomların sıklığını göstermektedir. Ancak çalışmamızda ufak bir değişiklik yapılarak ölçek değerlendirmesinde her bir alt ölçekten elde edilen puanlarda aritmetik ortalamalar kullanılmış ve istatistik işlemler bu değerler üzerinden yürütülmüştür.
Puanın (aritmetik ortalama) yüksek oluşu, o davranışın oldukça sık ya da yüksek düzeyde görüldüğü anlamına gelmektedir.
4.3. Dindarlık Ölçeği
Dindarlık ölçeği, kişilerin dindarlık düzeylerini rakamsal değerlerle (puanlama yöntemi) belirlemek amacıyla geliştirilen ölçme aracıdır.
Bu araştırmada deneklerin dindarlık düzeylerini ölçmek için, Uysal tarafından
“İslam’ın ya da dinî hayatın çeşitli boyutlarıyla ilgili kanaat, inanç, tutum ve davranışları göz önünde bulundurarak, halkın dinî hayatını ya da dindarlık anlayışını tespit etmek ve halk dindarlığının bir profilini çıkarmak amacıyla ve Müslümanlar için geçerli olabilecek şekilde” geliştirilen İslamî Dindarlık Ölçeği (Islamic Religiosity Scale) esas alınmıştır.9 Test, esas itibariyle ufak tefek değişikler ve ilâveler veya çıkartmalarla bugüne kadar pek çok çalışmada kullanılmıştır.10
Ölçek, Likert formatına göre düzenlenmiş olup, her bir soruda “tamamen katılıyorum”, oldukça katılıyorum”, “kararsızım”, “pek katılmıyorum” ve “hiç katılmıyorum” şeklinde beş derece mevcuttur. Bu dereceler en olumludan en az
8 Işık Savaşır- Nesrin Şahin, Bilişsel- Davranışçı Terapilerde Değerlendirme: Sıkça Kullanılan Ölçekler, TPD Yayınları, Ankara 1995, s. 116- 118.
9 Bkz., Uysal, agm, s. 263- 271.
10 Uysal (2006), age, s. 57.
olumluya doğru sırasıyla +5, +4, +3, +2 ve +1 değerinde puanlara sahiptir. Bunlar herhangi bir deneğin bu ölçekten alacağı en yüksek ve en düşük puanı belirlemektedir.
Bu puanlara göre bir deneğin bu ölçekten alacağı en yüksek puan 5x30=150, en düşük puan ise 1x30=30 puan olacaktır. Ancak KSE’nin değerlendirmesinde olduğu gibi Dindarlık Ölçeği’nin de değerlendirilmesinde deneklerin alt boyutlardan aldıkları puanların aritmetik ortalamaları baz alınmıştır. İstatistik işlemler bu değerler üzerinden yürütülmüştür. Puanın (aritmetik ortalama) yüksek oluşu, o davranışın oldukça sık ya da yüksek düzeyde görüldüğü anlamına gelmektedir.
DÖ3: Allah bir ve mutlaktır; her şey ona dayanır ve ona muhtaçtır.
DÖ1: Allah birdir ve ondan başka Tanrı yoktur.
DÖ 2: Hz. Muhammed, Allah’ın elçisi (peygamberi)dir.
DÖ6: Allah’ın emir ve yasakları Kur’an’da açıklanmıştır ve bunlar doğrudur.
DÖ 9: Ölümden sonra âhiret (cennet-cehennem) hayatı vardır.
DÖ 4: Allah doğmamış ve doğurulmamıştır; eşi ve benzeri yoktur.
DÖ 8: Kur’an bir değişikliğe uğramadan günümüze kadar gelmiştir.
DÖ 7: Kur’an’da anlatılanların hepsi doğru ve gerçek olup, her çağda geçerlidir.
DÖ 7: Kur’an’da anlatılanların hepsi doğru ve gerçek olup, her çağda geçerlidir.