• Aucun résultat trouvé

La normalisation des standards de compression vidéo

2. Architecture générale du système MVC

1.2. Notions de base en compression de la vidéo

1.2.2. La normalisation des standards de compression vidéo

Avrupa‟da olduğu gibi Türkiye‟de de folklorun yeni bir bilim olarak sunulmasında (1913) önce Türk halk kültürü malzemesini derleyici, gelecek nesillere aktarıcı birtakım eserler yazılmıĢtır. Orhun Abideleri (8.yüzyıl), Yusuf Has Hacib‟in Kutadgu Bilig‟i (11. yüzyıl), KaĢgarlı Mahmut‟un Divanü Lügat‟it Türk‟ü (11. yüzyıl), Dede Korkut Kitabı (14-15. yüzyıl), Zahirüddin Muhammed Babur‟un Baburname‟si (16. yüzyıl), Katip Çelebi‟nin Cihannüma, KeĢfü‟z-Zünûn, Mizanü‟l-Hakkı fî Ġhtiyari‟l- Ahakk‟ı (17. yüzyıl) ve Evliya Çelebi‟nin Seyahatnamesi (17. yüzyıl) gibi eserlerde Türk folkloruyla ilgili birçok bilgi yazıya geçirilmiĢtir. Ayrıca vak‟anivüs tarihleri, fetihnameler, mahkeme-i Ģer‟iye sicilleri, tahrir defterleri, menakıpnameler, vilayetnameler, Ģehrengizler, fetva dergileri, letaif kitapları, surnameler, cönkler, mecmualar, kıyafetnameler, divanlar, mesneviler, minyatürlü kitaplar da Türk folkloruyla ilgili değerli bilgilerle doludur. BaĢta Ġbni Batuta (14. yüzyıl) olmak üzere yabancı seyyahların, diplomatların, sanatçıların yazdığı ve Türkiye‟de gördüklerini anlattıkları seyahatnameler, mektuplar, günlükler de Türk folklorunun tarihi kaynakları arasındadır (Tan, 1985:28).

Türkiye, folklor teriminin ilk kullanım serüveninde Avrupa‟nın yaklaĢık olarak 150 yıl gerisindedir. Türkiye‟de “folklor” teriminin bir disiplinin adı olarak kullanıldığı ilk yazılar, 1913-1914 yıllarında yayımlanabilmiĢtir. Türkiye‟de halkbilimi çalıĢmalarına zemin oluĢturacak önemli iki akım görmekteyiz. Bunlardan ilki, Tanzimat Dönemi‟ndeki (1839-1876) çalıĢmalardır. Bu dönemde edebiyat, sosyal değiĢmenin aracı kabul edilmiĢtir. Ġkinci dalga ise, daha sonraki yıllarda Türkiye‟de milliyetçilik akımıyla geliĢen uyanıĢ olarak adlandırılabilir (Artun, 2005: 11).

Türkiye‟de folklorun doğuĢu ile Türkçülük akımının aydınlar arasında benimsenmesi arasında sıkı bağlar vardır. Osmanlıda II. MeĢrutiyetin ilanından sonra iktidardakiler Türkçülük hareketine hız vermiĢlerdir. Türkçülük hareketini yaymak ve Türk kültürünü ortaya çıkarmak amacıyla Yusuf Akçura ve arkadaĢlarının kurduğu Türk Derneği‟nde folklor araĢtırmaları yapılmıĢtır (Aytuzlar, 2006: 2-3).

Derneğin amacını ve çalıĢmalarını geniĢ kitlelere yaymak için “Türk Derneği Mecmuası” çıkarılır. Ġlmî sınırlar içinde faaliyet gösteren bu dernek, 1908 yılında kurulmuĢtur. Türk folklor araĢtırmaları açısından bu derneğin faaliyetleri Ģuurlu ve organize olmuĢ ilk adımlar olarak değerlendirilebilir. Türk Derneğini takiben, 1911 yılında “Türk Yurdu” ve “Türk Ocağı” dernekleri kurulur. Daha sonra bu iki dernek birleĢir ve “Türk Ocağı” adı ile faaliyetine devam eder. Yeni derneğin yayın organı “Türk Yurdu Mecmuası” olur. Selanik‟te yayınlanmaya baĢlayan “Genç Kalemler Mecmuası” da Türkçülük hareketinin geliĢmesi yolunda faaliyet gösterir. Ziya Gökalp, 1912‟den itibaren “Türkçülük hareketi”nin teorisyeni haline gelir. Gökalp milli Ģuurun, milli ruhun uyandırılmasında, milli kültürün ortaya çıkarılmasında, Alman filozofu Herder gibi, halk hayatına gidilmesi gerektiğini öne sürer. Gökalp ve arkadaĢları “Halka Doğru” adlı bir dergi çıkarırlar. Bu dergi Türkçülük açısından olduğu kadar Türk folkloru bakımından da ehemmiyetlidir. Çünkü, Türkiye Türkçesinde “folklor”dan söz eden ilk yazı yine Gökalp tarafından bu dergide yazılmıĢtır (Çobanoğlu, 2002:44).

Halkbilgisinin değerini ve önemini bütünüyle anlayan, halk kültürünün ana kaynak olarak oynayabileceği büyük rolü kavrayan, sorunu bilimsel ve bilinçli bir çabayla ilk olarak ele alan kimse Ziya Gökalp olmuĢtur (Alangu, 1983:135). Ziya Gökalp Halka Doğru Dergisi‟nde “folklor” terimi yerine “Halkiyat” terimini kullanmıĢtır.

1914 yılında Mehmet Fuat Köprülü “Yeni Bir Ġlim: Halkiyat-Folklor” isimli yazısını Ġkdam Gazetesi‟nde yayımlar. Yine aynı yıl Rıza Tevfik BölükbaĢı ise “Folklor: Folk-lore” isimli yazısını Peyam Gazetesi‟nde yayımlar.

1920‟li yıllara gelindiğinde Maarif Vekaletine bağlı bir “Hars Dairesi” kurularak ve bu vasıtayla öncelikle öğretmenlerle iliĢkiye girilerek yurdun dört bucağından Türk folklor ürünlerinin tespit edilmesi ve derlenip kaydedilmesi çalıĢmalarına baĢlanılır. Bu faaliyet, 1924 yılına kadar çeĢitli dergilerde yer alan yol gösterici, öğretici ve alanı tanıtıcı yazılarla teĢvik edilir; genç aydınlar arasında Türk halkbilimi araĢtırmalarına ilgi ve alaka (Çobanoğlu, 2002: 45-46) uyandırılmasına gayret edilir.

1924‟te Ġstanbul Üniversitesi‟nde Türkiyat Enstitüsü, yine 1924‟te Musiki Muallim Mektebi ve 1925‟te Ankara Etnografya Müzesi kurulur. Bu müzede, halk el sanatları, milli giyim, kuĢam ve süs eĢyaları, dokuma aletleri, halı, kilim, cicim, dokuma kumaĢlar, mutfak malzemesi, ev eĢyaları, mahalli kıyafetler toplanıp (Çobanoğlu, 2002: 46) sergilenir.

Ġlk folklor derneği 1 Kasım 1927‟de Ankara‟da kurulan Anadolu Halk Bilgisi Derneği‟dir. Derneğin adı kısa bir süre sonra Türk Halk Bilgisi Derneği olmuĢtur. Dernek ilk önce folklor derleyicilerini yetiĢtirmek ve yönlendirmek amacıyla Halk Bilgisi Toplayıcılarına Rehber adıyla bir derleme kılavuzu yayımlar. Ġki derleme gezisi düzenleyen dernek 1932 yılına kadar Halk Bilgisi Mecmuası (1 sayı), Halk Bilgisi Haberleri (19 sayı) dergileriyle 13 kadar kitap ve broĢür bastırır. Türk Halk Bilgisi Derneği 1932 yılında Halkevlerine devredilmiĢtir (Tan, 1985:31). Halkevleri 19 ġubat 1932‟de açılmıĢtır. Büyük merkezlerde Halkevleri, küçük yerleĢim yerlerinde ise halkodaları olarak örgütlenmiĢtir. Halkevlerinin amaçları Ģu Ģekilde belirtilmiĢtir;

 Ulusu bilinçli, birbirini anlayan, birbirini seven, aynı ideale bağlı halk kütleleri halinde örgütlemek,

 Kültür, ülkü, amaç ve düĢünce birliğini güçlendirecek bir toplum olmayı amaçlamak,

 Ulusal birliği oluĢturan, milli ruhu kudretlendiren kültür eserlerini koruyan,

 Cumhuriyet Halk Fırkası‟nın ilkelerini ve bu ilkelerin düzeyinde nasıl uygulandığını anlatmak için kullanılan bir merkez (Çavdar,1983:880).

Halkevlerinin çalıĢmaları dokuz kol halinde düzenlenmiĢtir. Bunlar kısaca Ģu Ģekildedir:

1. Dil ve Edebiyat Kolu 2. Güzel Sanatlar Kolu 3. Temsil Kolu

4. Spor Kolu

5. Sosyal Yardım Kolu

6. Halk Dershaneleri ve Kurslar Kolu 7. Kütüphane ve Yayın Kolu

8. Köycülük Kolu

9. Tarih ve Müze Kolu (Çavdar,1983: 881-882).

1932 yılında açılıp 1951‟de kapatılan halkevleri Türkiye genelinde çeĢitli illerle bazı ilçelerde halkbilimiyle ilgili pek çok dergi yayımlamıĢ, Türk halkbilimine katkılarda bulunmuĢtur.

Yine 15 Nisan 1931‟de kurulan Türk Tarih Kurumu ve 12 Temmuz 1932‟de kurulan Türk Dil Kurumu çeĢitli araĢtırmalar ve yayınlarla folklor çalıĢmalarına büyük katkı sağlamıĢlardır.

1938 yılında Ankara Üniversitesi Dil Tarih ve Coğrafya Fakültesinde, Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü‟nde, Pertev Naili Boratav tarafından “Folklor ve Halk Edebiyatı” adı ile müstakil bir folklor dersi açılır ve zamanla bunu diğerleri takip eder ve burada bir Türk halkbilimi arĢivi kurulur. Ancak 1948 yılında çeĢitli mazeretler gösterilerek Türk Halkbilimi kürsüsü kapatılır (Çobanoğlu, 2002:47). Bu geliĢmelerinde etkisi ile 1970‟lere kadar halkbilimi çalıĢmalarında bir süreliğine yavaĢlamalar görülür.

Türkiye‟de Türk halkbilimi çalıĢmaları için 1980 sonrasında yeni bir aĢama baĢlamıĢtır. 1980 sonrası Yüksek Öğretim Kurumu (YÖK) çeĢitli üniversitelerin bünyesinde Halkbilimi Anabilim Dalı açılmasına karar verir. Bütün bu olumlu geliĢmelere rağmen ne yazık ki hâlâ Türk halkbiliminin gereci henüz tam anlamıyla

derlenip toplanamamıĢ, Ģimdiye kadar derlenen gereçler de sistemli bir biçimde düzenlenip arĢivlenerek incelemeye ve çözümlemeye hazır bir duruma getirilememiĢtir (Artun, 2005:16).

Halkbilimi alanındaki eksikleri Sedat Veyis Örnek Ģu Ģekilde açıklamıĢtır:

“Halkbiliminin bütün konularını kapsayan bir sözlükten henüz yoksunuz. Halkbilimsel çalıĢmalarda el altında bulundurulması gereken halkbilim atlaslarının hazırlanmasıyla ilgili bir giriĢime Ģimdiye değin geçilememiĢtir. Halk kültürü ürünlerini derleme yöntem ve tekniklerini içeren kapsamlı, güvenilir ve bu konudaki çağdaĢ yenilikleri içerir kılavuz kitaplar yayımlanmamıĢtır. Halkbilim alanında çalıĢan bilim adamlarının, uzmanların, örgütlerin ve derneklerin bilimsel bir dayanıĢma ve yardımlaĢmadan uzak olarak bir baĢlarına sürdürdükleri çalıĢmalar kiĢisel ve yetersiz bir noktada düğümlenip kalmıĢtır” (Örnek, 2000:27).

Görüldüğü gibi Türkler için oldukça yeni bir alan olan halkbilimi, dünyadaki örnekleri ile kıyaslandığında birçok eksikliği ve problemleri olmasına karĢın çalıĢmalarına devam etmektedir.