3. Méthodologie d’évaluation de nœuds de capteurs
3.1. Conception d’une architecture de microcontrôleur
3.1.3. Interface logicielle
2- Ġskendernâme: XIV. asırda yazılan mesnevilerin en önemlilerinden olup bu konuda yazılan mesnevilerin ilkidir. Eser, I. Bayezid‟in oğlu Emir Süleyman‟a sunulmuş 8000 beyitlik bir mesnevidir. Ahmedî‟nin en önemli eseridir. Nizâmî-i Gencevî‟nin
“İskendernâme”sine Anadolu‟da yazılan ilk naziredir. Konusu Makedonyalı Büyük İskender‟in doğu seferi ve doğu ülkelerini fethiyle ilgilidir.
3- Dâstân-ı Tevârîh-i Mülûk-ı Âl-i Osmân: İskendernâme‟nin içinde 334 beyitlik bir eserdir. Osmanlı tarihini anlatan ilk eser olma özelliğini taşır.
4- CemĢîd ü HûrĢîd: Emir Süleyman‟ın isteği üzerine yazılan mesnevi 1403‟te I. Mehmed‟e sunulmuştur. Eserde Çin Fağfuru‟nun oğlu Cemşîd ile Rum Kayseri‟nin kızı Hûrşîd
arasındaki aşk anlatılmaktadır.
5- Tervîhü’l-Ervâh: Tıp konusunda yazılmış bir mesnevidir.
4) ġEYYAD HAMZA (1226-1312)
XIII-XIV yy. şairleri arasındadır.
Şeyyad “sıvacı, kireçli bina yapan; yüksek sesle manzume okuyan” anlamındadır.
Akşehir ve çevresinde yaşamıştır.
Hem aruz hem de hece vezniyle yazılmış şiirleri vardır.
Dinî-tasavvufî şiirler yazmıştır.
Hece ile yazdığı şiirler pürüzsüz olmasına karşın aruzla yazdığı şiirleri kusurludur.
ESERLERĠ
1- Yusuf u Zeliha: Şeyyâd Hamza‟nın 1529 beyitlik mesnevisidir. Kur‟ân‟daki Yusuf kıssasına dayanan dinî bir aşk hikâyesidir.
2- Dâstân-ı Sultan Mahmûd: Gazneli Mahmûd ile bir derviş arasında geçen hikâyeyi konu alan 79 beyitlik bir mesnevidir.
3- Ahvâl-i Kıyâmet: Konusunu bir hadisten alan dinî-didaktik bir mesnevidir.
15. YÜZYIL
Bu devir, devletin gücünün hızla arttığı, Anadolu Türk birliğinin sağlandığı, İstanbul‟un fethiyle imparatorluk haline gelindiği bir dönemdir. Üstelik bu asırda başa geçen hükümdarların kendilerinin de şiirle ilgilenmeleri, şiir söylemeleri sanatçıların gelişmesini teşvik etmiştir. II. Murat‟ın “Muradi” Fatih‟in “Avni”, II. Bayezid‟in “Adli” mahlasıyla yazdığı Türkçe şiirler, bu hükümdarların sanat yönlerini ortaya koymuştur.
Diğer yandan ömrünün büyük bir kısmını Avrupa ülkelerinde sürgün hayatıyla geçiren Cem Sultan da, vatan hasretiyle yazdığı şiirlerde güçlü bir sanatçı olduğunu göstermiştir.
Bu dönemin dikkate değer büyük şairi ġeyhi‟dir. Onun çok kuvvetli bir eğitimi vardır.
İran‟da çok iyi bir tıp eğitimi görmüştür. Saraya gelişi ise Çelebi Sultan Mehmet‟in hastalığını tedavi edişiyle gerçekleşir.
Şeyhi‟de tasavvufun derin izleri vardır. Ayrıca klasik Divan kültürüne son derece vakıftır.
Bu gücünü Divan‟ında göstermiştir. Ancak onun adını en çok duyuran eser Harname adlı hiciv türündeki mesnevisidir. Şeyhi bu eserde teşhis ve intak sanatlarını kullanmıştır. Çok sade bir dille yazılan eserde yaratılış bakımından farklı olan kişilerin birbiriyle yarışmasının uygunsuzluğu anlatılmıştır. Şeyhi‟nin diğer ünlü eseri Hüsrev ü Şirin adlı aşk konulu mesnevisidir.
Asrın diğer önemli şahsiyeti, çağında “Şairler Sultanı” sayılan Ahmet PaĢa‟dır.
Sanatçı zarif söyleyişleri olan nüktedan biridir. İstanbul‟un fethi sırasında Fatih‟in yanında bulunması, onun Fatih tarafından sevildiğini gösterir. Devrinde Birçok sanatçıya aylık bağlanmasında etkili olmuştur.
Türkçeye son derece vakıftı. Lisanı düzgün, temiz ve ölçülüydü. Söylediği dizeler 16.
yüzyıl Divan şiirinin mükemmel olacağını müjdeliyordu. Ahmet Paşa nazirecilik denen, beğenilen şiirlere benzer şiir yazma sanatını son derece geliştirmiş, kendinden sonrakilere bunu bir sanat olarak bırakmıştır. Ayrıca şiir içinde, yaşadığı olayların tarihlerini “Ebced Hesabı” denen bir yöntemle ifade etmesi, onun tarih düşürme işini bir sanat haline getirdiğini de gösterir. Elimizde bulunan tek eseri Divan‟ı dır.
Asrın üçüncü büyük sanatçısı Necati‟dir. Kastamonu‟da nakkaşlık yapan şairin şiirleri Fatih‟e kadar gelince, o, Necati‟yi saraya almış ve ona katiplik görevi vermiştir.
Halk içinde yetişen ve önemli bir medrese eğitimi olmayan şair, şiirlerinde sade halk Türkçesini kullanmıştır. Bu yönüyle hem Baki hem Fuzuli tarafından şiirlerine nazireler söylenmiştir. Elimizde şaire ait sadece Divan‟ı vardır.
56
Bu asrın, ünü çağları aşan ve eseriyle ölümsüzleşen diğer şairi Süleyman Çelebi‟dir.
Peygamberimizin doğumunu anlattığı “Mevlid” adlı mesnevisi, şairinin adını unutturacak kadar halka mal olmuştur.
15. asırda, Anadolu Türk edebiyatına dahil olmayan ancak öneminden dolayı bilinmesi gereken bir sanatçı da Ali ġir Nevai‟dir.
Çok iyi bir medrese tahsili gören sanatçı, devlet işlerinden el çektiği dönemde hükümdarların fikir danıştığı, sanatçıların ona kasideler sunduğu, alimlerin adına kitap ithaf ettikleri önemli bir şahsiyet olmuştur.
Ali Şir Nevai, klasik Divan şiirinin bütün ölçülerini kullanmış ayrıca tam bir olgunluğa eriştirdiği “Tuyug” nazım şeklini milli bir şekil olarak geliştirmiş, cinasları, redifleri bir zevk unsuru haline getirmiştir.
Şiirde olduğu kadar, tarih, eleştiri, biyografi, sahalarında da üstün başarı göstermiştir.
Nevai‟nin en önemli özelliklerinden birisi de Türk dilini yabancı dillere karşı korumak yolunda gösterdiği gayrettir. O tam anlamıyla şuurlu bir dilcidir. Bu dilcilik, öztürkçecilik olmaktan çok, halk Türkçeciliği olarak söylenebilir.
Muhakemet’ül Lugateyn adlı eserinde Türkçe ile Farsçayı karşılaştırmış ve Türkçenin fiiller, cinaslar bakımından Farsçadan üstün olduğunu söylemiş ve örnekleriyle bunu ispatlamıştır. Bu eser Divan-ı Lügat‟it Türk‟ten sonra ikinci önemli dil kitabıdır.
Bunlar dışında onun dört Divan‟ı vardır. Ayrıca beş mesneviden oluşan bir hamseyle, edebiyatımızda ilk hamseyi oluşturmuştur. Mecalis’ün Nefais adlı şairler tezkiresi, edebiyatımızda ilk tezkire sayılır.
Dostlarıyla ilgili yazdığı hatıra yazılarıyla, nazım şekillerini tanıttığı edebiyat bilgileri kitabıyla da birçok ilke imza atmıştır.
15.Yüzyıl Divan ġairleri ve Eserleri
1) ġeyhi: 1- Divan 2- Harname 3- Hüsrev ü Şirin 2) Ahmed PaĢa: Divan
3) Necati: Divan
4) Süleyman Çelebi: Vesiletü‟n-Necat (Mevlid)
5) Ali ġir Nevai: 1- Mecalisü‟n-Nefais 2- Muhakemetü‟l-Lügateyn 3- Mizanü‟l Evzan 4- Leyla vü Mecnu 5-Ferhad ü Şirin 6) Seyyid Nesimi: Divan
1) ġEYHÎ (1371-1431)
Germiyanoğulları Beyliği içinde yetişmiş şairin asıl adı bazı kaynaklarda Yusuf, bazılarında ise Sinan‟dır.
XV. asrın ilk yarısının en büyük şairidir.
Ahmedî‟nin öğrencisi olmuş, tahsilini ilerletmek için İran‟a gitmiş tasavvuf ve tıpta derinleşmiş, göz hekimliğinde uzman olarak memleketine dönmüştür.
Hekim Sinan olarak şöhret bulmuştur.
Hacı Bayram-ı Veli‟ye intisab (bağlanarak) ederek “Şeyhî” lakabını aldı.
Memleketi Germiyan‟da Attar (eczane) dükkânı açarak hekimliğe başlamıştır.
Germiyan‟ın Osmanlılara düğün hediyesi olarak verilmesi üzerine şair, Çelebi Mehmed ile II. Murad‟a intisab etmiştir.
Çelebi Mehmed‟in Karaman seferi sırasında gözlerinin ağrıması üzerine Şeyhî tarafından tedavi edilmiş, kendisine Tokuzlu Köyü tımar olarak verilmiş ve padişahın hususi tabipliğine getirilmiştir.
Kaynaklarda Osmanlı Devleti‟nin ilk “reisü‟l-ettibâ”sı (hekimbaşı) olarak gösterilir.
Bir müddet sonra memleketine (Kütahya) dönen şair II. Murad sultan olunca onun adına Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisin yazmış ve ona takdim etmiştir.
Hayatının son yıllarını memleketinde geçiren Şeyhî 1431 yılında burada vefat etmiştir.
Şeyhi Anadolu sahasında Klasik Edebiyatı ana hatlarıyla ortaya koyan ilk şairdir.
Anadolu şairlerinin öncüsü anlamında “şeyhü‟ş-şuarâ” ünvanıyla anılmıştır.
Gazel ve kasideleri, mesnevilerine göre başarılı değildir.
Şiirlerinde İran şairlerinden izler bulunmaktadır.
Şöhreti sonraki yıllarda devam etmiştir.
ESERLERĠ